|
Kendi kültürümüzün rengini bilmeyen bir toplumuz artık… Şimdi yarattığımız yeni kimliğimizde ne kayıplar var bilmediğimiz.. Belki de yeterince öğrenemediğimiz yeterince bize aşılanamayan özler..
Bize özgü bize ait ne varsa istemez mi olduk? Hani Pişekar nerelerdeymiş Kavuklu? Onlar orta oyunu kahramanlarımız.. Eski diye adlandırdığımız o bir zamanların zamanında oynanan Orta oyunu … Orta oyunu bizim kültürümüzden, bizim örf ve adetlerimizden gelmiş ortada oynanan ; argo, söz oyunları, taklide dayanan tarzıyla bize ait olan ama artık kaybettiğimiz bir özgürlüktür. .jpg) 
Şöyle bir geçmişe gittiğimizde orta oyununu şu şekilde tanımlayabiliriz; Çepeçevre bir halka oluşturan seyirciler huzurunda açık havada, ortada oynandığı için geleneksel halk tiyatromuz diyebileceğimiz bu oyun ORTAOYUNU olarak adlandırılmıştır.
18.19.yüzyıl İstanbul’una bütün renkleriyle yansıyan Osmanlının demografik yapısını ortaoyununda seyretmek mümkündür. Son büyük ustası Dümbüllü İsmail’le yirminci yüzyılın ilk çeyreğine kadar yaşayan ortaoyunu ancak eski kuşağın anılarında, anekdotlarda göze çarpmakta artık. Yeni kuşaklar içinse hiçbir anlam ifade etmemektedir.
Oyun Kavuklu ve Pişekar denilen iki ana karakter etrafında gelişirdi. Pişekar perde oyununun Hacivat’ına, Kavuklu da Karagöz’e benzerdi. Pişekar oyun kurucu, uç açıcı, oyunu yönlendiren sürükleyen, sahne içinde oyuncu-yönetmen denebilecek bir konumdadır.
Yağcılık, az biraz dalkavukluk, nabza göre şerbet verme, uyarına gitme, dişi konuşma Pişekarın temel özellikleridir. Kavuklu ise söz ustalığının, hareket komikliğinin yanında genellikle yüzünü, tüm azalarını iyi kullanan, yaratıcı, zeki, kıvrak bir halk komiğidir. .jpg) Bu iki ana karakterin yanında Kayserili, Kastamonulu, Karadenizli, Trakyalı, Hırbo, Tuzsuz, Kayarto, Çelebi, Zenne, Matiz, Yahudi, Ermeni, Acem, Arnavut vs. arasında gelişen olaylar, zaman zaman müzikli, çengili gösterileriyle seyirciyi saatlerce zevkle adeta yerine mıhlardı.
Sibel Güler 2008 / İstanbul .
|